MYRA ANTİK KENTİ
Antalya’nın en çok turist alan yerlerinden birisi olan Myra Antik Kenti, Demre ilçesinde bulunmaktadır. Kentin tarihi, M.Ö. V. yüzyıla dayanmaktadır. Likya Dönemi’nin en büyük altı kentinden birisi olması ve oldukça ihtişamlı olmasından dolayı “en parlak kent” unvanına sahiptir.
Myra Antik Kenti, Likya Dönemi’nde yapım ve onarım alanında gelişme gösterirken Bizans Dönemi’nde dini ve idari açıdan gelişme göstermiştir. Kentin dini açıdan adının duyulmasında büyük rol oynayan Aziz Nikolaos Kilisesi de bunlardan birisidir. Kentin Piskoposu olan Aziz Nikolaos öldükten sonra azizliğe yükselmiştir ve adına kilise yaptırılmıştır. 809 yılında Arap akınlarıyla ele geçirilen kentte kilise bir süre varlığını devam ettirmiştir. Ancak 1034 yılında yıkılmıştır. Kilisenin günümüze ulaştırılması 19. Yüzyılda Rus Çar’ının yeni bir çan kulesi yaptırması ile olmuştur. Kilisenin tavan süslemeleri ve mimari tarzı Orta Bizans Dönemi kilise mimarisinin izlerini taşımaktadır. 21. yüzyılda da devam eden restorasyonlarla kilisenin süslemeleri korunmuştur.
Myra Kenti denilince akla gelen yerlerden birisi de Likya Döneminin en önemli tiyatrosudur. 11500 kişi kapasiteli tiyatronun binası ikinci katın yarısına kadar günümüze ulaşmıştır. Tiyatronun 14 merdiveni ve 35 oturma sırası bulunmaktadır. Büyük bir işçilikle yapılmış olan tiyatronun orkestra bölümünde sütunlar bulunmaktadır. Kentin genelinde bulunan insan figürlü kabartmalar tiyatronun da birçok yerinde bulunmaktadır. Bu kabartmaların bir kısmı tanrı ve tanrıçaya ait olup mermer blokların üzerinde yer almaktadır. Tiyatronun mimari özelliklerine bakıldığında Roma Dönemi tiyatro özellikleri görüldüğü gibi akropol çevresinde de hem Helenistik hem de Roma özellikleri taşıyan surlar görmek mümkündür. Kentte Roma izlerinin görülebileceği bir diğer yapı ise hamam kalıntılarıdır. Hamam kalıntıları, Roma Dönemi tuğla mimarisinin erken dönem özelliklerini taşımaktadır.
Myra Antik Kenti’nin en önemli özelliklerinden birisi de kaya mezarlarıdır. 23 tanesi yazıtlı olmak üzere toplam 47 adet mezar bulunmaktadır. Yazıtların dili Likçe ve Eski Yunancadır. Akropolün yamaçlarında kayaların oyulması ile yapılan kaya mezarlarının bazıları üst üste yer almaktadır. Ayrıca dışarıdan bakıldığında tapınak görüntüsü veren bu mezarlara ulaşımı sağlayan merdivenler bulunmaktadır. Öldükten sonra ruhların taşındığı inancına sahip olduklarından yamaçlara ve dağlara yapmışlardır. Mezarların çoğu ev mezar şeklinde olup Likyalılar kendi evlerinde kullandıkları ahşap mimarisini kaya mezarlarında da kullanmışlardır. Mezarların içinde ölen kişi ve yakınlarının Klasik Dönem tarzında kabartmaları bulunmaktadır. İlk yapıldığında farklı renklere boyanmış olan kaya mezarları zamanla günümüzdeki rengine dönmüştür.
Bir dönem Likya’ya başkent olan Myra, St. Paul’u anımsattığından dolayı Hristiyan âlemi için de önemlidir. Ayrıca Aziz Nikolaos’un mezarının burada olması sebebiyle her yıl ayin düzenlenmektedir.
Birçok sebepten ötürü kent defalarca yok olma tehlikesi atlatmıştır. Doğal afetler de bunların başında gelen sebeplerdendir. Deprem ve su baskınları kentin önemini kaybetmesinde etkili olmuştur. Kentin yanında bulunan Demre Çayı, getirdiği alüvyonlarla birçok eserin kaybolmasına sebep olmuştur. Yapılan kazı çalışmaları da bunu kanıtlamıştır.
WordPress ile gururla sunuluyor